Dr. Ömer Er-Ravi
Müminleri mutlu eden ve muvahhitlerin gözlerini aydınlık kılan hayır hasletlerini kendisinde bir araya getiren bu iki şehir hakkında hangi niteliği kullanmalıyız bilmiyorum… Bu iki şehir, çok camileriyle, ilim talebeleriyle ve muhafazakâr olan toplumuyla imtiyaz kazanmıştır. Bu şehirleri ziyaret edenler veya buralarda yaşayanlar söylediklerimizi gerçekten iyi bilmektedirler.
Bollukta ve darlıkta bu iki şehrin birbirine denk düşmesini ve benzemesini Allah (azze ve celle) dilemiştir. Bolluk zamanlarında âlimlerin, fakihlerin ve davetçilerin merkezi olduğu gibi zorluk anlarında murabıtların (savaşçıların) ve sabredenlerin ana mekânı olmuştur. Felluce şehri kanını döken ve kutsallarını çiğneyen despotlarla imtihan olduğu gibi Halep’te benzerini yaşamıştır. Despotlar üstüne çullanmış, yaş ve kuru ne varsa yakıp yıkmışlardır.
Bu iki şehri kuşatan trajediyi gözlerimin önüne getirdiğimde parmak uçlarım yaşananları nitelememe yardım edemiyor. Aksine bu şehirlerde yaşananların karşısında şaşkın bir şekilde durmaktayım. Çoğu zaman fikrimde ve kaygılarımda pervane olan acılarımı hafifletecek bazı ibareleri dile getirmeyi istedim. Kim Felluce ve Halep’teki ölümlerin ve yıkımların ortaya çıkardığı bu acı tabloya baksa, bunların önünde sessiz bir şekilde oturmayacağını bilir. Şayet cemadat kendi halini açık etmeye gücü olsaydı acı namına yaşanan şeylerden dolayı topraklar gözyaşı ile dolardı.
Alimler şehri Felluce’de yaşanan ve yaşanıyor olan şeyler ve Boz Halep’te dökülen kanlar, öldürülen masum insanlarla beraber bütün dünyanın bu katliamlar ve yaşanan acılar karşısında münafık/iki yüzlü bir şekilde sessizliğini koruduğunu görmekteyiz. Şayet bu noktada nifak kelimesinden daha veciz ve daha derin bir niteleme bulabilseydik dünyamıza onu kullanırdık. O bugün işlenen insanlık suçlarını sadece bir ölçüde değerlendiremiyor. Aksine farklı farklı davranarak birini, bir diğerinden ayırıyor. Öyle ki şuanda bizim akan kanlarımız, onun nazarında sudan farksız olurken batıda akan kanlar kan olarak itibar görüyor.
Sivillerin hedef alınmasını doğru bulmamak ve bunu desteklememekle beraber Fransa’da, İtalya’da ve diğer batı ülkelerinde akan kandan dolayı kıyameti kopardılar. Ancak biz Felluce’de, Halep’te, Taiz’de ve diğer bölgelerde işlenen katliamlara en ufak bir ihtimam gösterildiğini göremedik.
Yine bizler bütün örgütleriyle beraber uluslararası toplumun İslam coğrafyasında yaşanan işgaller ve ayaklar altına alınan insan hakları karşısında nasıl yalancı olduklarını tecrübe ettik. Onların yayınladıkları ve kamuoyuna sundukları kınamalara çokta önem veren kişiler değiliz. Ancak dile getirilmekte dilin aciz kaldığı Felluce ve Halep katliamları karşısında hiçbir adım atmayan Arap-İslam toplumlarının hükümetleri bizleri yorgun düşürdü. Hangi kalp bunları taşıyabilir? Kalpleri mi mühürlendi? Yoksa ölüm sayacına mı dönüştüler? Şehirler yanıyor, insanlar ölüyor, yardım istiyorlar ancak buna kulak veren bir tane bile yöneticimiz yok! Bu büyük bir musibettir!
İslam aleminin bu katliamlara suskun olması, Rusya ve İran’ı bu şehirlerde ve başka şehirlerde yaşanan bu katliamlara sevk eden en büyük etkendir. Bu bağlamda hegemonya ve nüfuzlarını İslam alemine dayatmak istiyorlar. Toplumumuz daha ne kadar Felluce, Halep, Taiz ve benzeri yerlerde yaşananları sessiz bir şekilde izleyecek bilemiyorum.
Felluce, Halep ve diğer şehirlerde yaşanan acıların yetiştirdikleri alimlerin, fakihlerin, edebiyatçıların bir vergi olduğunu garipsemiyoruz. İşte şuan İslam düşmanlarının intikam vakti, fıtratlarını ve tabiatlarını değiştirme zamanı geldi.
Ancak bütün acılara rağmen, yetimlerin inlemesine ve çocuğunu kaybeden annelerin çığlıklarına rağmen, bedenleri titreten ve her insanı ağlatan katliamları görmemize rağmen hiç şüphesiz Allah (azze ve celle) bütün ahvali görmektedir ve yaratılmışların kalplerini elinde tutmaktadır. Ümitsizliğe kapılmıyoruz. Allah (azze ve celle) kullarına yardım edecektir ve zorluktan sonra bir kolaylık ihsan edecektir.
Şayet Felluce, Halep ve diğer şehirler acı çekiyorsa hiç şüphesiz onların düşmanları da acı çekiyordur. Ancak hak ehli, Allah (azze ve celle)’den batıl ehlinin ümit etmediği şeyleri ümit etmekle onlardan ayrılıyor.
Felluce ve Halep şehirleri, övgü dolu ve ebedi kahramanlıklarla dolu bir tarih yazarak kalacaktır. Allah düşmanlarının onlara karşı işlediği katliamlar akıllarımızda kalacaktır. Bu şehirlere karşı uluslararası toplumun komik tutumlarını hiçbir zaman unutmayacağız.
Ey özgür Felluce sabret! Ey temiz Halep sabret! Zafer bir saatlik sabırda gizlidir. Siz hak üstünde yürüdüğünüz müddetçe Allah sizi yüzüstü bırakmayacaktır. Sizin kanlarınız müminlerin diyarlarında yayılan bir koku gibi kalacak ve mücahitler, savaşçılar o kokuyu koklayacaklar. Aynı şekilde özgürlük saygınlık yolunda yürüyenler için bir remiz olacak…
Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN
![]()